Hesabınız yok mu?
NEVZAT AKTAN'DAN ABANA KIYI HAREKETLERİ PDF Yazdır E-posta
abana sevdalısı
Yazar iskender Şengör   
Salı, 09 Mart 2010 09:04

Abana 'da kıyı hareketleri üzerine;

Üniversite lisans öğrenimimden edindiğim bilgiler ve her zaman bir Abana Sevdalısı olarak elimden geldiğince ilgilenebildiğim, gözlem yapabildiğim kadarıyla, birçok yazı ve rapor hazırladım. Bunları yerel gazetelerde yayınladım, belediyeye rapor olarak sundum. Ama bunlar yeterince dikkate alınamadı. Eğer seçim dönemi yakınsa polemik konusu bile oldu, bazıları bu konuyu sadece sen yaptın, ben yapmadım türünden didişmeler için fırsat gördü. Birçokları ise, çok yavaş gelişen bu tehlikeyi fark edemediler, bazıları fark etmek bile istemediler. Bir kısım, bu sadece bizim yerel gücümüzle çözülebilecek bir sorun değil, dolayısı ile gerektiği durumda nasıl olsa devlet müdahale edecektir, korkulacak bir şey yoktur dediler. Ama zaman içinde kaybeden hep Abana oldu. Bilmem farkındamısınız ama, santimetre, santimetre kıyılarımızı kaybettik, kaybediyoruz. Burada, kimseyi suçlamak istemiyorum, eminim herkes Abana için elinden gelenin en iyisini yapmak için çalışmıştır, çalışmaktadır ve çalışacaktır. 08.02.2010 ‘da www.abanam.com ‘da yayınlanan “Karadeniz iyice yaklaştı” başlıklı yazıyı okuyunca dayanamadım ve bir faydası olabileceği umuduyla, bu yazıyı yazmaya koyuldum.

Aslında gelecek şu ana kadar gerçekleşenlerden çok daha acı olacak maalesef. Bunu söyleyebilmek için kahin olmak gerekmiyor. Çayağzı ‘nın heriki tarafındaki 500’er metrelik kıyı şeridi ve gerisinde bulunan yapıların tümü sadece gelecek ilk on yıl içinde bile, büyük tehdit altındadırlar.

Geçen 20 yıldan beri birçok yerde yazıp, konuyla ilgili gördüğüm herkese bunları anlatıyorum.

1990 'da, Liman ile Hacıveli Arasındaki yolu deniz alacak dediğimde; yoldan denize kadar, en dar yerinde az 200 metre genişliğinde üzerinde ağaçların bile bulunduğu bir sahil vardı. Ama orada büyük bir şans vardı ve evlerin kıyı tarafından devlet karayolu geçiyordu. Dolayısı ile bu yol nedeniyle her ne olursa olsun arkasındaki evler en azından karayolunun koruması altındaydı. Kaldı ki; bu bölgede 20 yıldan beri kalıcı bir çözüm gerçekleştirilemedi. Çayağzı ‘nın heriki yanında bu yol koruması yoktur ve birileri gerekli önlemi alana kadar binaları deniz alabilecektir. Benzer durum geçen ay Karasu ‘da yaşandı ve bunu tüm ulusal medya canlı olarak yayınladı. Orada birçok ev deniz tarafından yutuldu.

Bu yazı, Abana Belediye ‘sinin kum satmasına engel olmak düşüncesi ile yazılmamıştır. Bunu özellikle en başta belirtmek istiyorum. Çünkü bu konu ne zaman açılsa, tamamen siyaset endeksli olarak değerlendirilmektedir. Bu gün böyle yorum yapanlar, devir değiştiğinde yarın farklı yorum yapmaktadırlar. Ancak bu yazının sahibi, hiç değiştirmeden 20 yıldan beri aynı değerlendirmeleri yapmaktadır. Abana Belediyesi ‘nin son 30 yılında her dönem, en önemli gelir kaynaklarından biri  kum satışı olmuştur, olmaktadır. Özellikle geçen 5 yılda, limanın ağzı kumla kapandığında, bu kumun belediye tarafından satılması gerektiğini ve bu paranın Abana için ve özellikle de kıyı düzenlemesi için  harcanmasının önemini birçok defalar belirtmiştim. Dönemin belediyesinin bu işi yapmasına engel olundu ve liman ağzı tamamen kumla kapanarak, teknelerin giriş çıkışının durmasına kadar beklendi.  Daha sonra bu kum, DLH ‘ya açık denize döktürüldü. Zamanın Kaymakamı ‘na; İstanbul ‘daki bir Abana toplantısı sırasında; bu kumun açığa döktürülmemesini, bu kumun tekrar kıyıya gelmesinin imkansız olduğunu, yalvarırcasına anlatmaya çalışırken; Kaymakan Bey, limanın ağzını açmalarının zorunluluk olduğunu ve bu zamandan sonrada bunun ancak DLH ile yapılabileceğini söyledi. Sonuçta, satılıp belediyeye gelir sağlanabilecek olan o kum, açık denize döküldü ve yok edildi. O toplantıdan sadece bir yıl sonra, İstanbul ‘da tekrar bir toplantı düzenlendi. Abana ‘ya Yüksekokul yapılacağı, bunun için bilgilendirme yapıldığı ama para toplanmasına gerek olmadığı, çünkü bu işi yapacak hayırsever gönüllülerin zaten mevcut olduğu söyleniyordu. Oysa Yüksekokul parası, geçen o bir yıllık dönemde çoktan Karadeniz ‘in derinliklerinde yok olup gitmişti. Sanırım o günlerin üzerinden en az 4 yıl geçti. İnşallah bir gün, Abana ‘ya yakışır bir Yüksekokul binamız olur. (- derken herhalde lisemizden de olacağız.)

Liman, Çayağzı ile Hacıveli ‘nin hemen hemen ortasına gelecek bir kumluk bölgeye 1970 ‘lerin sonlarında yapıldı. Sahildeki kum; Ezine Çay ‘ı ile erozyon sonucu dağlardan aşağıya sürüklenerek hakim akıntı ve rüzgar yönünün Abana ‘da batıdan doğuya doğru olması nedeniyle Limanın batı tarafında, Abana Çarşı önünde bir yığılma oluşturdu. Bu kısım 1990 ‘lara kadar dolarak denize doğru ilerledi.

1990 ‘ların ortalarından itibaren erozyon etkisinin azalmasıyla çay boyunca sahile ulaşabilen malzeme azalmaya başladı. Bu dönemden sonra, dağlara yeni yollar açılmadı, büyük seller olmadı, ormandan açılmış tarlalar göç sonucu tekrar orman tarafından istila edildi. En önemlisi Bozkurt Belediye ‘si Çayiçi ‘ne setler yaparak yukarıdan gelen malzemeyi tutarak sahile bırakmadı. Devlet kuruluşlarıda çeşitli amaçlarla Çayiçi ‘nden malzeme çektiler. Abana Belediyesi ‘de miktar olarak Bozkurt ile karşılaştırılamazsa da, Çayiçi ‘nden malzeme çekti. Ama artık, çay normal yatağını koruyabilecek kadar malzemeyi bile taşıyamamaktadır. Çayiçi ‘nde, Bozkurt ‘a kadar olan kısımda, derin göletler oluşmuştur. Bu ileride, çay seddinin büyük bir sel sırasında patlaması ve Abana ‘nın sel altında kalması sonucunu bile doğurabilir. Nitekim, geçen yıl içinde yaşanan bir sel sırasında, kısım kısım, sedde tahribatlar olmuş, ama sel suları seddi şimdilik patlatamamıştır. Bunun etkisi Çayiçi ‘nde rahatlıkla görülebilmektedir.

Önümüzdeki dönemde, Ezine Çayı üzerine bir HES yapılması muhtemeldir. Bununla ilgili,  çayın yukarı kesimlerinde debi ölçüm çalışmaları yapıldığı daha önce yerel basında yazılmıştı. Dolayısı ile, artık önümüzdeki dönemde Çayiçi ‘nden sahile malzeme ulaşma imkanı hiç kalmayacaktır. Abana, Ezine Çayı üzerine yapılacak muhtemel bir HES projesi için, ÇED raporunda, kıyı tahribatını ve kıyı koruma yapılarını mutlaka gündeme getirmelidir.

Sahildeki batı-doğu yönlü akıntı sürekli olarak Çayağzı ‘nı yalamaya devam etmektedir.

2000 ‘lerin ilk yıllarında liman gerisindeki yığılmanın büyüklüğü nedeniyle Çayağzı ‘nın geri çekilmesi pek dikkat çekmesede, belediye neredeyse her 2 yılda bir, Abana ‘nın Çayağzı ‘nda olan kanalizasyon çukurunu sürekli biraz daha içeri girerek yeniden yapmak zorunda kalmaktadır.

Çayağzı Burnunun bu geri çekilmesi, artık ileri kıyı tahribatlarına dönüşmüş ve önlem olarak yapılan kısa mahmuzların da çok kısa bir sürede gerisine ulaşmıştır. Önümüzdeki yıllar boyunca bu eğilimin devam edebileceği beklenmelidir. Bunun çözümü, kıyı hattına hakim olan batı-doğu yönlü büyük akıntının durdurulması için, İlişi ile Liman arasının bir bütün içinde modellenerek çözüm üretilmesi ile olabilecektir. Bölgeye; büyük, sürekliliği sağlanmış, iyi planlanmış, kıyı yapılarının yapılması gereği artık açıkça ortaya çıkmıştır.

Ancak yapılması gereken, anlık çözümlerle sahile paralel kaya dolgusu olmamalıdır. Aksi halde, önümüzdeki 10 yıl içinde sadece limanın her iki yanında 400’er metrelik sahillerde denize girme imkanı kalacaktır. Bu konuya genel yaklaşılmalı ve bu durum bir fırsata dönüştürülerek, sahilin tümünün yeniden değerlendirilebilmesi amaçlanmalıdır. İmkanı olanların gidip yerinde görmelerini,  olmayanların ise “Google Earth” ile Trabzon-Rize sahil şeridinde devletin kıyılarda özellikle nehir ağızlarının çevresinde neler yapabildiğine bakmalarını öneriyorum.

Liman ile Hacıveli arasındaki oyulma ise, hakim batı-doğu akıntısının limanın doğusunda büyük bir girdap oluşturarak, sahili doğudan batıya doğru yalaması sonucu, sahildeki kumu liman ağzına yığması sonucu oluşmaktadır.

Burada, limanın hemen doğusuna yapılan 2 mahmuz yeterli olamamıştır. Bu mahmuzların yapılmasından sonra da özellikle Hacıveli tarafında, sahilde oyulma ve liman ağzına yığılma devam etmiştir. En az 2 veya 3 tane daha Hacıveli ‘den Limana doğru T şeklinde büyük mahmuzlara daha ihtiyaç vardır.

Bir türlü tamamlanamayan, Abana ‘nın en önemli kıyı yapısı olan Limanın, içinin ve çevresinin durumu, yıllardır kanayan bir başka yara olarak orta yerdedir. 

 

NEVZAT AKTAN 

Yorumlar

avatar Gökhan Abana
0
 
 
uzun bir yorum yazdım çıkmadı yorum.....
avatar Gökhan Abana
0
 
 

Voleybol direğinin bu hali herşeyi anlatıyor.Nevzat arkadaşımızın yazısından anladığım kadarı ile;
Liman ve çayağzı arasındaki erozyonun sebebi çaydan artık malzeme gelmemesi..Gerek Bozkurt Belediyesinin gerekse Abana Belediyesinin çay malzemesini kullanması sonucunda hızla bu erozyon devam ediyor.Kuvvetli Batı-doğu akıntısı sebebi ile sahiller oyuluyor.Çözüm olarak ise; Bu kısma çok iyi modellenmiş deniz yapıları inşa edilmesi ve böylelikle Batı -Doğu akıntısının İlişi ve İnebolu tarafından getirdiği malzemelerin bu bölgede tutulması sağlanmalı.Yada Bu deniz yapıları ile bu akıntının etkisinin azaltılması gerekiyor.Bu noktada Bozkurt Belediyesinin hamleleri çok iyi takip edilmeli.Belkide İki belediye bu konuda ortak çalışmalı.Kum ihtiyacını çay yatağından sağlamanın önüne geçilmeli.Siyasi çekişmeler devam ederse 10 yıl içinde bencede çayağzı kısmı tamamı ile sular altında kalacak ,sonrasında ise Abana çarşı yok olacak.Durum bu kadar vahim.abananın elindeki bütün siyasi,sosyal güç bu konuya yönlendirilmeli ve çok ciddi ve büyük projeler devlet kanalıyla yaptırılmalıdır.Bu noktada limanın ağzından kum aldırmayanlar şimdi şapkalarını önüne alıp düşünmelidir.Gerekirse geçmişe yönelik özür dilemelidir.Bu herkes için ve her dönem için geçerlidir.son 20 yılın bütün abana belediye başkanları bu konuda malesef kendi kendilerine gol yemişlerdir.
Liman ve Hacıveli arası ise 2-3 uzun mahmuzla çözülebilir.Ancak sanırım çayağzı civarındaki erozyon çok daha aciliyet teşkil etmektedir.
Sevgili Nevzat arkadaşıma bizi bilgilendirdiği için teşekkür ederim,yaptığım yorumda bir yanlışlık var ise onu da buraya yazmasını rice ederim.benim anladığım budur ve fotolarla durumun vehameti ortadadır.
avatar Muharrem Saka
0
 
 
Sevgili Hayati Tahsin Yilmaz abimizin Abana Belgeselindeki arastirmalarind an elde ettigimiz bilgiler su sekilde: Abana düzlügü 1500`lü yillardan sonra olusmaya baslamis. O yüzden ilk yerlesimler ic kesimlerdedir. Düzlük özellikle 1930-1960 arasi cok hizli bir büyüme göstermis. Bunun da sebebi o yillarda Almanlarin tesvikiyle yukaridaki köylerde patates üretimi ve Zonguldak kömür ocaklarinda kullanilacak kereste icin ormanlarin kesilmesidir. Bu yillarda cay agzinda hatta adaciklar (topuk)olusmustur. Daha sonraki yillarda köylerdeki ekim alanlari tekrar ormanlasmis, bir de erozyon calismalari ve eskisi gibi sellerin gelmemesi Abana sahillerinin tersine dönüs yasadigi gözleniyor. Nevzat arkadasimizin tespitleri cok hakli. Gercekten isin sakasinin olmadigi anlasiliyor. Insallah cabuk ve dogru önlemler alinir.
avatar Harun Reşit Tığlı
0
 
 
Nevzat Arkadaşımızın tesbitleri çok doğru ve yerinde,bugüne kadar hep almışız,hep almışız,doğa verdiğini geri alır derler,bu iş siyasal çekişmeler ve kaygılardan uzak bir şekilde ve belirli bir plan dahilinde gerekirse Bozkurt Belediyesi ile ortak bir şekilde ve acilen çözülmeli,aksi halde sadece yarınlarımızı değil,gelecek nesillerin istikbalinide yok edeceğiz,birde bir şehir efsanesidir hep konuşulur ve büyüklerimizden çok sık duyarız,bir zamanlar Abana çarşı içi,neredeyse dağa yakın bir şekilde hep denizmiş,acaba şimdi denizin taştığı ve eski top sahasını (Şimdiki Hayal Kafeyi) bile yıkmaya çalıştığını görünce insanın aklına bu gelmiyor değil,çokta karamsar olmamak gerekir ama inşallah önlemler bir an önce alınırda,bu günlerimizi aramayız
avatar dawut kalafatt
0
 
 
emeginize saglık cok cok önemli bir konu gerçekten ,bu arada sayın hayati tahsin yılmazın abana belgeseli kitabına nasıl ulaşabilirim,elde edebilirim bu konuda bilgi paylaşımı yapabilecek arkadaşlara şimdideden teşekkür ederim
kalafatt@hotmail.com
kalafatt@gmail.com
wwww.kalafatt.blogspot.com
avatar Muharrem Saka
0
 
 
Abana Belgeseli Abana`da bulunur. Tabi siz nerede oturuyorsunuz bilmiyorum. abanagazetesi.com adresinden de belegeseli okuyabilirsiniz.
avatar dawid kalafatt
0
 
 
bilgilendirmeni z için teşekkür ederim sayın saka, ben istanbul pendikte ikamet etmekteyim, uzun zaman oldu memletin kokusunu içime çekmeyeliii,ve cokk ta istemekim gelmeyii,insan elinin bulaşmadığı o güzel yerleri hep özlemekteyim tabiii son gelişmeler orda yaşamıyor olsam bile beni cok üzmekte,beton yığını olarak bulmak beni düşündürüyorr,iyiki cok gelişmedik diyorum kim bilir ne olurduk şunca zaman...yazık...
Lütfen YORUM Yazmak İçin Giriş Yapın. Üye değilseniz çok kısa sürede en üstte yer alan KAYIT OL bölümünden sitemize üye olabilirsiniz
Salı, 09 Mart 2010 09:19 tarihinde güncellendi
 
Zirve100 Site istatistikleri
Zirve100 Sayac